15 Mayıs 2018 Salı

Zamanın ruhuna uyan dahi… Pablo  Picasso
Picasso’nun kübizme devrildiği evresini kapsamlı anlatabilmek için 2 epizodu peş peşe seyredip yazmayı yeğledim. National Geographic’in Genius(Deha)dizisi gerçekten çok güzel,aksiyon kıvamında anlatıyor hiperaktif ustayı. Yaşamı çalkantılar dolu aykırı adamın. Empresyonistlerin etkisiyle ve arkadaşı Marc Jacop’un tanıştırdığı Fransız şairi Guillaume Apollinaire ile kanka olduğu dönemde “Ben fotoğrafçı değilim”, “kuralları kırarak sarsıcı olmalıyım” demeye başladı huzursuz İspanyol. Onu portre ressamı olmaktan sıyırarak, kübist yapan aykırı Fransız şair, edebiyata özellikle şiirlere, bir resim akımı olan kübizmi oturttu.. 20. yüzyıl başlarında ortaya çıkan kübizm, dadaizm, fütürizm gibi öncü akımların temsilcisi, sürrealizmin isim babası Apollinaire 26 Ağustos 1880’de Roma’da doğdu, 9 Kasım 1918’de Paris’te yaşamını yitirdi. 1903'te Le Festin d'Esope adlı dergiyi kurdu. Bu yıllarda şiirleri, Fransız çağdaş şiirleri arasındaydı. 1911 yılında Picasso ve Braque ile birlikte Kübist Oda 41'in düzenlenmesine yardım etti; Apollinaire şiirlerinde noktalama işaretlerini kaldırdı, harflerle desenler oluşturarak biçimi öne çıkardı. O Picasso’nun resimde kullandığı yapıştırma tekniğini şiirde kullanırken Picasso’da perspektifi tamamen dışladı. Beraber takıldıkları Moulen Rouge’un palyaçolarını tek düzlemde resmederek kübizme ayak bastı Pablo.. Bu arada 20. Yüzyılın en büyük ressamlarından Henri Matisse’den kıskançlık düzeyinde etkilendi. Kırk yılı aşkın çekişmeli dostlukları onları dünyanın en etkileyici ressamları yaptı
Dostluklar ve aşklar arasında kübizme savruldu

Somutdan soyuta geçiş yolculuğunda Pablo’nun serüveninde yazar ve kolleksiyoncu Gertrude Stein’la tanışması ve onunla sohbetleri sonucu yaptığı resminin çok önemi yeri var. Paris’in bu akıllı etkin kadını onu ve Henri Matisse’i müthiş bir rekabete sokar. “Kurallarda ustalaş ki aşmayı bilesin” diyen, çok iyi bir resim eğitimi almış Pablo Picasso, bu dönem devrimci sloganını “tiksindirici ve gücendirici olmalıyım”a dönüştürerek portrelerine amorf formlar vererek somut resimden tamamen kopmaya 1906’dan itibaren başladı. Pembe eşiği atlarken tiksindirici  resimlerinde kreşendoya bilinen ilk kübist resmi olan Avignon'lu Kızlar’da ulaşır. Pablo Picasso’nun acıya, umutsuzluğa ve melankoliye yakın duran figürleri konu olarak seçtiği mavi döneminden sonra çoğunlukla soytarıları, sirkte çalışanları, oyuncuları resmettiği daha az hüzünlü olan pembe dönemi gelir. Pembe dönemin ardından Picasso iki boyutlu düzlemde üçüncü boyut arayışlarına girerek Kübizmin oluşmasına öncü olur. 1905 yılına kadar sembolist özelliklere ve sosyal gerçekçi konulara eğilimi varken bu tarihten sonra sadece resimsel nitelikler üzerinde durur. Döneminin Paris sanatsal rüzgarında Monet, Cezanne ve Seurat gibi sanatçıları takip eder. Matisse ve Yaşama Sevinci adlı resmi özel ilgisini çeker. 1907 tarihli ve 244 x 235 cm ölçülerindeki Avignon'lu Kızlar, Matisse'in resmine gösterilen tepkileri de yansıtır. Aslında Avignon’da bir genelevdeki kadınları resmettiği için resmin adı ‘Avignon Genelevi’dir. Çalkantılı ve çok eşli aşk hayatı da bütün hızıyla sürer.

Hiç yorum yok: