20 Ekim 2011 Perşembe

Üstad mimar, efsane boyutuna geçti..

Çarşamba öğlen Ertekin'e gittim, yemeğe.. Ünal (Özüak) orda..
"Başımız sağ olsun" dedi.. "Yaa.." dedim.. "Ne acı değil mi?..24 şehit.."
Ünal fısıldadı.. "Behruz ağbiyi de kaybettik.."
Onun hocası, ustası, patronu, dostu.. Benim de dostum olmuştu son yıllarda.. Adını ilk kez askerde duymuştum. Benden evvelki dönemdeydi. Mamak Muhabere Okulu, Yedek Subay Bölüğü "B" binasını askeri kurallar içinde yapmış, ama bölüğün ön bahçesine minik bir anıtla imzasını atmıştı..
Ünal'da öyle bol anısı var ki.. Yani yüzlercesini dinledim desem, inanın..
"Yaz, Ünal" dedim.. Sevgili Behruz Ağabeyimizi yaz.."
Yazdı..
***

Behruz ağabeyin ölüm haberi üstüme karabasan gibi çöktü.
Yaşamımın on yıllık döneminde yanında olmaktan, çıraklığından başlayarak atölye şefliğini yapabilme onuruna ulaşmış olmakla iftihar ettiğim büyük mimar, uygulamacı, kanaat önderi, mimarlık dünyamızın duyarlı kollayıcısı, söyleşi, yazım ve gönül adamı, dolu dolu yaşadığı, birbirinden büyük eserler bıraktığı dünyevi hayatını yitirip mimarlık tarihimizin baş sayfasına "efsane mimar" olarak geçen adam..
Çinici külliyesini karıştıranlar, orada mimarlığın bir "Yaşam biçimi", bir "Adanmışlık" olduğunu bulacaklardır.
Rol model alınası müthiş bir ustaydı.
İçinde yaşadığı yılların her zaman yirmi yıl önünde koşardı.
Kendiyle dahi kavga eden, eksikte uzlaşması olmayan, acımasız bir uygulamacıydı.
"İlklerin mimarı" Behruz Çinici'nin ODTÜ Kampusu ülkeye kazandırdığı yüzük taşlarından sadece bir tanesidir. .
Çorum Binevler'deki kent planlama ölçeğinden tutun Adile Sultan Korusu butik yerleşkesinde site ölçeğindeki yapılarının, fonksiyonel bütünlüğüne, mimari estetiğine öykünen çoktur.
Udunu tıngırdattıktan sonra viskisini yudumlayarak yerleşim planı veya cephe çizimine sepye kalemiyle gece oturur sabaha doğru, ortaya alıp duvarınıza asacağınız kadar güzel ve çarpıcı bir (meslek raconuyla söylüyorum) suluboya "tablo" attırırdı. Bu güzel resmi şantiyede gerçekleştirmek için, işverenden inşaat kalfasına kadar ödün vermeden kavga ederdi.
İddialı konuşuyorum..
Kendine düz açıyı yasaklamış, köşeli yapı düşmanı ünlü Antoni Gaudi'yi "Aykırılıkta, fark edilirlikte, günün önünde olmakta" sollamıştır, Behruz Çinici..
Yaşamın boyu sanatının "Ölümsüzlüğü"nü tasarladın, kavga ettin, başardın ağabey.
Artık rahat ol sen. Nurlar yağacaktır, hep yaşayacak eserlerinin üzerine..

3 Ekim 2011 Pazartesi

İstanbul "Berdel"leniyor!

Ünal Özüak / Mimari

http://i.sabah.com.tr/sbh/2011/10/04/IcerikResim/43030995056.jpgBERDEL (Kız değiştirme) Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da başlık parası denkleştiremeyenlerin başvurdukları bir yöntemdir. Aileler, kız çocuklarını aralarında değişerek erkek çocuklarıyla evlendirirler. Ayrıca kan davalarında kızlar 'kan bedeli" diye de karşı tarafa verilir.
İstanbul Boğazı'nın en güzel yerinde, Boğaziçi Köprüsü'nün Kadıköy yakası ayağında, Kuzguncuğun göz nuru, tarihi Cemil Molla Köşkü'nün hemen önünde yükselmekte olan "Deniz Astsubay Lojmanları"nın her türlü zevkten uzak koğuş sakilliğini, daha inşaat aşamasındayken yana yakıla anlattığımı, Boğaziçi Ön Görünüm Kurulu ve Büyükşehir Belediyesi'ni göreve çağırdığımı hatırlayacaksınız.
Ben, meğerse kimi kime şikayet ettiğinin farkında olmayan "Bir garip İstanbul aşığı"ymışım. İnşaat bitti, kazulet cephe elemanları takıldı. Daha da ötesi alt kısmında yeni bir inşaata daha başlandı. Yaptıran kimmiş meğer?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi.
"Yok artık" demeyin.
Kent ikonlarının en tumturaklısı Cemil Molla Köşkü ve benzersiz Boğaz silüetinin, tabiri bağışlayın, ırzına geçilmesinin altında yatan neymiş bilir misiniz?:.
Bahriyemiz, Sütlüce'deki tersane arsalarını, Kuzguncuk'da Boğaz'ın en güzel yerindeki yeşil alana lojman yapılmak şartıyla Büyükşehir Belediyesi'yle takas (pardon berdel) yoluyla veriyor.
O Şeyhülislam Cemil Molla ki, büyük bir özenle, Kuzguncuk sırtlarına konduracağı, incelmiş bir zevkin ürünü ve farklılığın simgesi olmasını düşlediği köşkü yaptırmak için İtalyan asıllı mimar Sinyor Alberti'yi görevlendirmişti. Osmanlı döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı, (Bab-ı Meşihat), Şeyhülislamlık ve Adliye Nazırlığı görevini sürdüren, Sultan Abdülhamit'in satranç arkadaşı olan Cemil Molla'nın köşkü, 1886'da beş yıl süren çalışma sonrasında Yıldız Sarayı gibi dizel motorla aydınlatılan ve kaloriferle ısıtılan ilk elektrikli ve kaloriferli ev sıfatlarının da sahibi olmuş gerçek bir tarihi eserdir. Köprü'den ve denizden bakmaya doyulmayan bir Boğaziçi mimari güzelliği, tablodur.
Boğaz'da vatandaşın evinin balkonuna çamaşır ipi asmak için çivi çakmasına "Ön görünüm" diye izin vermeyen Boğaziçi imar, bu katlima göz yumuyor. Köprüden, ya da denizden geçenler, karşıdan bakanlar, artık, o yemyeşil koru içindeki harika köşkü değil, dünyanın en çirkin beton yığınını görüyorlar, iyi mi?..
Boğaz'da bu lojman adı altında estetik katliamı hızla sürerken Sütlüce'de ve güzel İstanbul'un her yerinde, sessiz ve derinden topyekun infaz var. "Büyükşehir Belediyesi Metrepolitan Bürosu" adı altında bir araya toplanan kıymetleri kendilerinden menkul uzmanlar projeler ve inşaatlar yapıyor. "Ben artık yaşlandım. Mimarlığa İstanbul'da veda etmek istiyorum" diyen Frank Gehry'nin tasarladığı Tepebaşı Kültür Merkezi'nin hayata geçmesine, Başbakan'ın "Yapın" demesine rağmen taş koyanların "Biz yaptık oldu/ de facto" kararlarıyla İstanbul harıl harıl meçhule gidiyor. Aslında bu filmi altmışlı yıllarda laz müteahhitlerin "Arsa payı karşılığı inşaat" yaparak İstanbul'u yangın yerine çevirmesinde yaşadık. Kente büyük yangınların yapamadığını bu kalitesiz apartmanlaşma tasallutu yapmıştı. Bu kentsel kırılmayı gecekondulaşma izledi.
Yarım asır sonra bu kez "Kentsel dönüşüm projesi" başlığı altında arsalar hamur edilerek yaratılan rantın paylaşımı sorumsuz iştahlara hoyratça sunuluyor.
Cem Karaca şarkısında "Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda, ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında" der ama birileri, İstanbul üzerinde dönen tüm organize işlerin farkında olmalı..