15 Mayıs 2018 Salı

Nerde kalmıştık? Pablo  Picasso mosmor
Hastası olduğum Pablo Picasso’nun hayat hikâyesinin ele alındığını National Geographic’in Genius(Deha)dizisi üçüncü epizodu hasta etti bu Pazar. İzlerken içim ezildi,  mosmor oldum. Duygularını olduğu gibi tuvale dökerek adeta “resmedilmiş şiir yazan usta”,1901-1903 yılları arası ruh ikizi; En yakın arkadaşı Carlos Casagemas’ın bir gün şarap içmek için gittiği dükkanının arka odasında intihar etmesiyle başlayan üç yıllık dönemde, tablolarında mavi rengi egemen olarak kullanmıştır. Bu dönem tablolarında yaşlılık, fakirlik ve ölüm temaları işlenmiş… Picasso “mavi döneminde” çocukluk yıllarından beri en sevdiği renk olan, gökyüzünün ve denizin temsili, huzur verici maviyi; ölümü, yaşlılığı, fakirliği en gerçek haliyle ifade edebilmek için kullandı…Aslını ararsanız bu dönemine lacivert demek daha doğru olur. İçinin acısını tuvale yansıtmış… Dönemin en belirgin özetini gene kendi sözlerinde buluyoruz; “Yaratıcılığın baş düşmanı, iyi hissetme dürtüsüdür.”.
Pablo Picasso’nun 1901, Musée Picasso, Paris öz-portresi
Bu portre, Picasso’nun Mavi Dönem’in başlangıcıydı ve bundan sonra elde etmeye çalıştığı her şeyi kapsıyor.20 yaşındaki Picasso kendi  portresinde çok daha yaşlı görünüyor. Yüzü dolambaçlı ve sakallı.  Doğrudan kanvasın dışına bakıyor. Büyük bir paltoya sarılı, melankoli  havası sızdırıyor. Burada mavi tonlarını kullanıyor fakat acı ve sıkıntı zamanınlarından, hiçbir rahatlık yok. Kadın yoğun yaşamının bu kesitini “Herkes bir şeyler aldı götürdü benden…”sözünde ki mecaz anlatıyor. Her çiçekten bal almış usta. Hayatının her döneminde olduğu gibi Picasso aşklar ve tutkular arasında savrulup duruyor. O kadar uçkuruna düşkündür ki, sonradan çok pişman olsa da kendine mani olamadan sıcağı sıcağına, can dostu Casagemas’ın kendisini terke ettiği için uğruna intihar ettiği Germain ile birlikte olur. Roman kıvamın da ki belgesel de ustaya aşık olan homoseksüel şair Max Jacop da devrededir. Picasso, içki ve uyuşturucu dahil, hayata dair her şeyi dener, ama homoseksüellikle işi olmaz.

Dönemin simge resmi; La Celestine(kataraktlı kadın),1904’de ressamın karanlık ruh hali dışa vurur. Kendi portresindeki psikopat konumlandırma burada kataraktlı yaşlı kadının portresinde yansıtılıyor. Picasso’nun Paris’teki hayatı onu yoksullar ile temasa sokmuştu ve yaşlı bir kadının bu portresi, Picasso’nun daha az şanslı olanlara gösterdiği saygınlık ve haysiyet hissini gösterdiğini gösteriyor.  Picasso Mavi dönemi, döneminin toplumsal ruhunu yansıttığı için mükemmeldir. Picasso’nun bu figürde kullanmaya başladığı uzunlamasına formları görmeye başlıyoruz.  Celestine derin karanlık paltoları Picasso’nun kendi kıyafetlerini ansıtıyor.


Bu haftalık bu kadar…Mavi hüzünlü dönemini izlediğimiz ustanın hayata evrilmesini, kestirip atmadan, belgesele koşut olarak aktarmaya devam edeceğim. Hem onun eşsiz sanatını hem de yaşadığı dönemin Paris ve Barselona entelektüel ortamını özümsemek bakımından keyifli oluyor. 1904 yılında Paris’e yerleşmesiyle beraber bu acı dolu dönem yerini, hızlı bir geçiş dönemi sayılabilecek “Gül Dönemi”ne bırakacak. "Mavi" ve "Gül" ustanın gençlik ve olgunluğa devinme, ikonoklastikle   geleneksel sanat arasında bir kırılma noktasını oluşturur.




Hiç yorum yok: