Nerde kalmıştık? Pablo Picasso mosmor
Hastası
olduğum Pablo
Picasso’nun hayat hikâyesinin ele alındığını
National Geographic’in Genius(Deha)dizisi üçüncü epizodu hasta etti bu Pazar. İzlerken
içim ezildi, mosmor oldum. Duygularını olduğu gibi tuvale dökerek adeta
“resmedilmiş şiir yazan usta”,1901-1903 yılları arası ruh ikizi; En yakın arkadaşı Carlos Casagemas’ın
bir gün şarap içmek için gittiği dükkanının arka odasında intihar etmesiyle başlayan
üç yıllık dönemde, tablolarında mavi rengi egemen olarak kullanmıştır. Bu dönem
tablolarında yaşlılık, fakirlik ve ölüm temaları işlenmiş… Picasso “mavi
döneminde” çocukluk yıllarından beri en sevdiği renk olan, gökyüzünün ve
denizin temsili, huzur verici maviyi; ölümü, yaşlılığı, fakirliği en gerçek
haliyle ifade edebilmek için kullandı…Aslını ararsanız bu dönemine lacivert
demek daha doğru olur. İçinin acısını tuvale yansıtmış… Dönemin en belirgin özetini
gene kendi sözlerinde buluyoruz; “Yaratıcılığın baş düşmanı, iyi hissetme
dürtüsüdür.”.
Pablo Picasso’nun 1901, Musée Picasso,
Paris öz-portresi
Bu portre,
Picasso’nun Mavi Dönem’in başlangıcıydı ve bundan sonra elde etmeye çalıştığı
her şeyi kapsıyor.20 yaşındaki Picasso kendi portresinde çok daha yaşlı görünüyor. Yüzü
dolambaçlı ve sakallı. Doğrudan kanvasın dışına bakıyor. Büyük bir
paltoya sarılı, melankoli havası sızdırıyor. Burada mavi tonlarını
kullanıyor fakat acı ve sıkıntı zamanınlarından, hiçbir rahatlık yok. Kadın
yoğun yaşamının bu kesitini “Herkes bir şeyler aldı götürdü benden…”sözünde ki
mecaz anlatıyor. Her çiçekten bal almış usta. Hayatının her döneminde olduğu gibi Picasso aşklar
ve tutkular arasında savrulup duruyor. O kadar uçkuruna düşkündür ki, sonradan
çok pişman olsa da kendine mani olamadan sıcağı sıcağına, can dostu Casagemas’ın
kendisini terke ettiği için uğruna intihar ettiği Germain ile birlikte olur.
Roman kıvamın da ki belgesel de ustaya aşık olan homoseksüel şair Max Jacop da
devrededir. Picasso, içki ve uyuşturucu dahil, hayata dair her şeyi dener, ama
homoseksüellikle işi olmaz.
Dönemin simge
resmi; La Celestine(kataraktlı kadın),1904’de ressamın karanlık ruh hali
dışa vurur. Kendi portresindeki psikopat konumlandırma burada kataraktlı yaşlı
kadının portresinde yansıtılıyor. Picasso’nun Paris’teki hayatı onu yoksullar
ile temasa sokmuştu ve yaşlı bir kadının bu portresi, Picasso’nun daha az
şanslı olanlara gösterdiği saygınlık ve haysiyet hissini gösterdiğini
gösteriyor. Picasso Mavi dönemi, döneminin
toplumsal ruhunu yansıttığı için mükemmeldir. Picasso’nun bu figürde kullanmaya
başladığı uzunlamasına formları görmeye başlıyoruz. Celestine derin karanlık paltoları Picasso’nun
kendi kıyafetlerini ansıtıyor.
Bu haftalık bu
kadar…Mavi hüzünlü dönemini izlediğimiz ustanın hayata evrilmesini, kestirip
atmadan, belgesele koşut olarak aktarmaya devam edeceğim. Hem onun eşsiz sanatını
hem de yaşadığı dönemin Paris ve Barselona entelektüel ortamını özümsemek
bakımından keyifli oluyor. 1904 yılında Paris’e yerleşmesiyle beraber bu acı
dolu dönem yerini, hızlı bir geçiş dönemi sayılabilecek “Gül Dönemi”ne
bırakacak. "Mavi" ve "Gül" ustanın
gençlik ve olgunluğa devinme, ikonoklastikle geleneksel sanat arasında bir kırılma noktasını
oluşturur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder