Eskiye Rağbet Olsa..
Haber: Sabah Gazetesi / Ünal ÖZÜAK
21.05.2008
Atatürk'ün direktifleri ile 1930 yılında Fransız uzmanlar tarafından kurulan "Mecidiyeköy Likör ve Kanyak" fabrikasının satılması, yenisini yapmak için modern mimarlık mirasının önemli yapılarının yıkılıp yıkılmaması tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.Fabrikanın mimarı, mimaride kübizm akımının Le Corbusier ile birlikte öncülerinden olan Robert Mallet-Stevens.. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Türkiye'ye davet edilmiş.. Döneminin en önemli Fransız mimarlarından biri. Onun Fransa dışındaki tek eseri olan fabrika, aynı zamanda İstanbul'un ilk sanayi yapılarından biri olma özelliğini taşıyor.Fransa, önemini ölümünden altmış sene sonra kabul ettiği mimarı için Paris Pompidou Kültür Merkezi'nde 27 Nisan29 Ağustos tarihleri arasında açık kalacak bir sergi düzenledi. Ne gariptir ki bugün eserleri sergilenmekte olan Robert MalletStevens 1927'de Paris'in 16. Bölgesi'nde adını taşıyan sokağa, kübizm esintileri taşıyan bahçe içinde beş ayrı konut yapmış. Döneminde "Birbirinden bağımsız olmakla beraber içiçe, sırt sırta, ortak yeşil alanlar yaratarak aynı mimari dil ve hatlarla ilişkilendirerek tasarlanmış" diye göklere çıkarılan evlerin yerinde bugün yeller esiyor."Miadını doldurmuş yapılar kültürel miras olarak saklanmalı mı yoksa yaşamsal gelişim ve ihtiyaçlara paralel olarak yerlerini çağdaş yapılara mı terk etmeliler" sorgulamasının bir başka örneği de gene Fransa'dan.1977'de Paris'in simgesi, yaşamının büyük parçası tarihi Hal Binaları'nı yıkıp yerine Renze Piano ve Richard Rogers'ın uçuk kaçık dışavurumcu Pompidou Kültür Merkezi' ni yaptılar. Entelektüel ortamda çok tartışıldı ama bugün Paris'in simgelerinden biri bu bina artık..Yooo!.. Hayır!.. "Onlar saygı göstermemişler ki biz gösterelim" diye vermedim bu örnekleri. Eşyanın tabiatında vardır değişim.Atatürk Kültür Merkezi, Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu ve Likör Fabrikası da değişen yaşam biçimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda değişmelidir.Mecidiyeköy artık sanayi bölgesi olmadığına, mimari de sokak tanımlamasıyla "Yaşamsal fonksiyonlara kabuk giydirme sanatı" olduğuna göre bu bölgede yapısal planlamada fonksiyonunu yitirmiş fabrika binasının varlığı ihmal edilebilir. Ehem mi mühime tercih etmekte kurgusal zekâ gerektirir.Kent mobilyası, ikonu olabilecek çağdaş yeni bir heykelsi Kültür Merkezi Yapısı, dökülen AKM'den çok daha yakışır 2010 Kültür Başkenti İstanbul'a. Fuar için yapılmış geçici barakadan bozma Muhsin Ertuğrul çirkinliğinin yerine, çağdaş bir Kültür Merkezi ve Tiyatrosu'nun yükselmesinin güzelliği gibi..İleriye bakarken gerimizi kollayalım ama lütfen akıl ve mantık çerçevesinde.
6 Mart 2009 Cuma
5 Mart 2009 Perşembe
Mimarlık savaşçısını kaybetti
Dünyada üç Ağa Han Mimarlık Ödülü almış tek mimar olan Turgut Cansever,vefat etti.Usta için literal anlamda ölümsüzlük moduna geçti demek daha doğru olur. Doktorların eserleri toprağın altında kalır, usta mimarların ki öyle mi ya? Ömür boyu savunusu,eleştirmenlerle mücadelesi sürer gider.
Cansever Türk Mimarlığını çok severdi. Ömrünü “can”ından çok “sevdiği” mimarlığın toplum yaşamında yasal zemine oturtulmasına vakfetti. Mimar olarak yaptıkları kadar mimarlık mesleği için yaptıkları tüm Mimar Odalarının bugüne kadar yaptıklarından fazladır.
Mektebi Sultani ve Güzel Sanatlar Akademisi ve Fransız ekolü homuruyla yoğrulmuş Cansever usta Sedat Hakkı Eldem çıraklığıyla Avrupa’da geçen dolum yılları ardından, 58'de Beyazit Meydanı tasarımına başladı. Bu çalışma, onu kent, imar, koruma alanında mücadele vermeye yönlendirdi. Bu alanlarda kısa süreli pek çok görev aldı. Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı ve 61’de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü;75’te Dünya Bankası İstanbul Metropol Planlama Projesi’ne başkanlık; Aynı yıllarda Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Üyeliği; İstanbul Belediyesi’nde, Ankara Belediyesi metropol planlama, yeni yerleşmeler, kent merkezleri ve koruma danışmanlığı.ODTÜ Kampus Uluslararası yarışmasını kazanmasına karşın işin ona verilmemesinin de kamçıladığı..yazarak,çizerek Mimar benliğini topluma anlatma ve “müellif haklarını kayıt altına,kanunlar kapsamına aldırma” kavgasıyla dolu yıllar..Projeler ..Yarışmalar. yılından beri, Ödülleri ile ödüllendiriliyor
1977 yılından beri her üç yılda İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarım, sosyal konut, toplumsal gelişim, restarasyon, yeniden kullanım ve bölgesel koruma projelerini kapsayan mimarlık ürünlerine verilen,mimarlığın Oskarı sayılan Ağa Han Mimarlık Ödüllerinin ilk ikisini Türk Tarih Kurumu binası ve Ahmet Ertegün Evi yenilemesi ile alan usta, Bodrum'un 9km. kuzeyindeki Mandalya Koyu'nda toplam 3 otel ve 500 evden oluşan; Demir Evleri Projesi ile hat trick yaptı ve üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü almış dünyadaki tek mimar ünvanını kazandı.Makale yoğun düşünsel dünyasını geçen yıl ki Mimar Sinan baş eseriyle taçlandırdı.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden “Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları” adlı teziyle sanat tarihi doktoru, “Modern Mimarinin Sorunları” adlı tezi ile doçent ünvanını bulunan Cansever, bu yıl, Türk kültür ve sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan, ülkemiz kültür ve sanatının yücelmesine çalışan kişi ve kurumlara verilen "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"ne de değer bulunarak aramızdan ayrıldı.Nur içinde yatsın.
Ünal Özüak/ MİMARLIK
Dünyada üç Ağa Han Mimarlık Ödülü almış tek mimar olan Turgut Cansever,vefat etti.Usta için literal anlamda ölümsüzlük moduna geçti demek daha doğru olur. Doktorların eserleri toprağın altında kalır, usta mimarların ki öyle mi ya? Ömür boyu savunusu,eleştirmenlerle mücadelesi sürer gider.
Cansever Türk Mimarlığını çok severdi. Ömrünü “can”ından çok “sevdiği” mimarlığın toplum yaşamında yasal zemine oturtulmasına vakfetti. Mimar olarak yaptıkları kadar mimarlık mesleği için yaptıkları tüm Mimar Odalarının bugüne kadar yaptıklarından fazladır.
Mektebi Sultani ve Güzel Sanatlar Akademisi ve Fransız ekolü homuruyla yoğrulmuş Cansever usta Sedat Hakkı Eldem çıraklığıyla Avrupa’da geçen dolum yılları ardından, 58'de Beyazit Meydanı tasarımına başladı. Bu çalışma, onu kent, imar, koruma alanında mücadele vermeye yönlendirdi. Bu alanlarda kısa süreli pek çok görev aldı. Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı ve 61’de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü;75’te Dünya Bankası İstanbul Metropol Planlama Projesi’ne başkanlık; Aynı yıllarda Avrupa Konseyi Türk Delegasyonu Üyeliği; İstanbul Belediyesi’nde, Ankara Belediyesi metropol planlama, yeni yerleşmeler, kent merkezleri ve koruma danışmanlığı.ODTÜ Kampus Uluslararası yarışmasını kazanmasına karşın işin ona verilmemesinin de kamçıladığı..yazarak,çizerek Mimar benliğini topluma anlatma ve “müellif haklarını kayıt altına,kanunlar kapsamına aldırma” kavgasıyla dolu yıllar..Projeler ..Yarışmalar. yılından beri, Ödülleri ile ödüllendiriliyor
1977 yılından beri her üç yılda İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarım, sosyal konut, toplumsal gelişim, restarasyon, yeniden kullanım ve bölgesel koruma projelerini kapsayan mimarlık ürünlerine verilen,mimarlığın Oskarı sayılan Ağa Han Mimarlık Ödüllerinin ilk ikisini Türk Tarih Kurumu binası ve Ahmet Ertegün Evi yenilemesi ile alan usta, Bodrum'un 9km. kuzeyindeki Mandalya Koyu'nda toplam 3 otel ve 500 evden oluşan; Demir Evleri Projesi ile hat trick yaptı ve üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü almış dünyadaki tek mimar ünvanını kazandı.Makale yoğun düşünsel dünyasını geçen yıl ki Mimar Sinan baş eseriyle taçlandırdı.
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden “Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde Sütun Başlıkları” adlı teziyle sanat tarihi doktoru, “Modern Mimarinin Sorunları” adlı tezi ile doçent ünvanını bulunan Cansever, bu yıl, Türk kültür ve sanat yaşamına önemli katkılarda bulunan, ülkemiz kültür ve sanatının yücelmesine çalışan kişi ve kurumlara verilen "Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü"ne de değer bulunarak aramızdan ayrıldı.Nur içinde yatsın.
Ünal Özüak/ MİMARLIK
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
