yetmişlik yaşam veteranları haftada bir buluşuyorlar…
Tamam da ne yapıyorlar peki? Hiç gökyüzünü boyuyorlar!!!.
İçlerinden biri olmaktan iftihar ettiğim, büyük keyif aldığım, Kadıköy Maarif Kolejinin 66-67-68 yılları mensuplarından bir avuç delikanlı her Perşembe, İstanbul’da bir yerde öğlen yemeğinde buluşup #throwbackthursday yapıyorlar. Perşembe anılar canlandırması da diyebilirsiniz buna. Yılda bir yapılan mezuniyet günlerinin haftada bire taşınması gibi sanki. Kendilerine “Perşembe Canavarları” diyen bu oluşumun en büyük özelliği her şeyin kendiliğinden oluşması. Gündemi, ajandası, ritüeli, güncel yaşama dair beklentisi olmayan bu toplantıya orda olmaktan zevk alan gönüllüler koşa koşa geliyor, dört beş saati bulan birliktelik yaşıyorlar. Sohbetin şunlar bunlar konuşulmaz, şunlar bunlar konuşulur gibisinden yasakları kuralları da yok. Yıllar yoramamış onları hala yatılı mektep günlerinde ki fresh zekâ ve hazır cevap esprilerini koruyorlar. "Lale Devri Çocuklarıyız Biz... " demeden o kadar günün içinde dirlerki yegâne endişeleri toplantı günü 13 sayısını aşıp aşmadıklarıdır mesela. Bugün fena halde umurlarındadır. KMK dan aldıkları feyz ile yollarını bulmuşlardan bahsediyorum. Şaka etmiyorum, sadece bizimki değil tüm liseler o zaman üniversite gibiydiler. Hayata dair tüm iç donanımını lisede tamamlardı insan. Felsefe fenerlerimiz Jean Paul Sartre, Camus vb. lerdi..
Experto credito/yaşayarak öğrenmişe inanın! Baby Boomers dediğimiz 1946_1964 arası doğanlardan Dünya nufusunun %15’ini oluşturan 1.1 milyarlık insanların İstanbul da ki son Mohikanlarına neden “yaşam veteranları” dediğimi açmadan, yaşları 50 – 70 aralığında olan “Baby Boomer” kuşağı mensuplarının en karakteristik özelliklerine girmeden kimler bunlar ona bakalım; ‘Baby boom’(çocuk patlaması) bir Kuzey Amerikan-İngiliz terimi. Özellikle Amerika’da 2. Dünya savaşının bitiminde başlayıp 1960 yılı başlarına kadar süren, yıllık doğum hızında büyük artış anlamına geliyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Amerikan nüfusunun düşme eğilimi göstermesi sebebiyle Amerikan halkı bin bir yoldan desteklemelerle çocuk yapmaya yönlendirildi. Bunun sonucu olarak da baby boomers ortaya çıktı. Reklamlarla desteklenen ilk nüfus hareketidir. Birçok istatistikçi içinse çok önemli bir olaydır bu çünkü yöneticiler insan nüfusunu kontrol etmeyi basarmışlardır. Yazar ve girişimci Bruce Gibney, “Sosyopatlar Kuşağı” adlı kitabında, özellikle orta sınıf Baby Boomerların hem bireysel hem de toplumsal olarak sosyopatik olduğuna ilişin bir sav ileri sürüyor. Bu kuşak sırf kalabalık oluşuyla yetmişlerin başlarında ABD’de bütün işleri doldurmuş ve birçok yaşam tarzı eğilimini dikte ettirmiş. Bu kuşağın anti-otoriter ve kural tanımayan davranışları bu ülkenin kültürünü, toplumunu ve yaşamını yeniden şekillendirmiş. Bunlar günümüzde var olan tek, en büyük demografik grup ve 2015 yılında Amerika nüfusunun %35’ini temsil edecekleri hesaplanıyor. Günümüzde orta yaş dönemlerine, yaşamlarının en güçlü yıllarına giren ve emekli olmaya başlayan baby boomer’lar toplumu dönüştürmeye devam ediyor. Karekteristik özelliklerinin “bencillik ve empati eksikliği” olduğunu iddia ediliyor ve bu kuşağın gelecek nesillere berbat bir dünya bıraktığı iddia ediliyor. Varoluşçuluk rüzgarıyla “yalnız ve cesur” yaşayan bizim canavarlar 68 kuşağının mutfağından geliyorlar ve memleketin bütün ihtilallerini gördüler. Ortak bölenleri “Mustafa Kemal’in askerleri” oluşları. İçlerinden hiçbirini FETÖ metö kandıramadı. Yaşamlarının her kertesinde varoluş savaşı verirken kendi kendilerini inşaa ettiler. Aldıklarından fazlasını kattılar yaşama…Kendini “Canavarlar”dan hissedenler UNESCO’nun yaşlılık tanımını: “ Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa yaşlıdır” Başka bir deyişle yeni şeyler öğrenmiyorsa, artık şaşırmıyorsa ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsan yaşlıdır. Merak etmiyorsa, keşfetmiyorsa yaşlıdır.” kırmacasına haftada bir buluşuyorlar ve carpe diem/günü yaşıyorlar …Hadi bana müsaade bekletmeyim çocukları…

