bir garip Celal Sılay vardı İstanbul’da…
Küfelik olurdu yalnız adam
Bazı Fransız şairlerinin isimlerini sık sık kullanan bohem bir yaşam süren, düzgün bir hayat kuramayan, otel odalarında veya bizim ki gibi bekar evlerinde yaşayan şair hakkında en önemli betimleme “nev’i şahsına münhasır bir adam” oluşuydu. Markiz, Lebon vb. zamanının entelektüel kahvelerine takıldıktan sonra geceleri meyhanelerde zil zurna olur, son vapurla Kadıköy’e dönünce tanıdık sırt hamalları “küfelik Napolyon”u Moda’ya taşır evin kapı önüne bırakırlardı. Küfelik olmanın tanımını çocuk yaşımda yaşayarak Celal beyden öğrendim. Dostu ve anneannemin odayı kiralamasına kefil olan yakınımız Haldun Taner, onun hakkında yazdığı bir yazıda onun karakteri ve edebi kişiliği hakkında bilgi verirken sevecen bir ifadeyle “ Kulaktan dolma bilgilerle konuşan, içki masalarında sık sık görülen biraz düzensiz ve deli dolu yaşayan bir şair” olarak tasvir etmiştir..Bizim kagir ev Laz kalfalar tarafından apartmana dönüştürülünce “Fehime hanım ile Celal beyin tatlı sert atışmaları” sonlandı. Celâl Sılay'ı ölüm elli yaşında yakaladı. Yapayalnız oturduğu, gelgeç duygusal ilişkileri dışında, eşe dosta, ahbaba, arkadaşa kapısı kapalı evinde ölü olarak bulundu. Seçimine uygun olarak tek başına yakaladı ölüm onu, o hoyrat dış görünüşü, zaman zaman insanı kendinden uzaklaştıran kırıcılığı altında, incenin incesi, duygulu bir yürek taşıyan adamı..
Bir gecede kel oldu
Necip Fazıl, Fazıl Hüsnü Dağlarca çizgisinde özgün şiirler yazan şair bohem hayatıyla ilginç bir kişiliği ile dikkatleri üzerine çekmişti. Şiirlerinde ilginç gözlemlerinden kaynaklanan tespitlere yer veren şair, şiirlerinde mistik ve felsefi denebilecek özellikler işledi. 1930'lardan 1970'lere uzanan yıllarda, aykırı, sıra dışı, hoyrat tavırları kırılgan ve küskün tavırları ile şairler arasında kendini belli etti. Çeşitli aşkları a bohem bir yaşamı olan şair hiç bir zaman aradığı hayatı bulamayan bir hayat çizgisinde yaşayıp kaybolmuştu. Bir kere aşık olmuş yitirince hepten dağalmış. Askere gitmeden kör kütük aşık olduğu Cemile’yi dönüşünde başkasıyla evlenmiş bulunca bir gecede tüm saçı eline geldi ve yaşamının geri kalanında Tery Savalasgibi dazlak dolaştı Celal bey. Herhangi bir akıma bağlı olmadığından yeterince değerlendirilememiş, söyleyiş güzelliğine önem veren şiirler yazmış ve hayatının sonuna kadar bu uğurda çabalamış şairimizden bir şiirle bitireli
Yolum
Bir ben beni bilirim, bir de beni yaratan,
Bir ben bana lazımım bir de benimle yatan,
Varlığımı ortaya varlık olarak atan,
Bir tesadüf tanırım bir de ne olduğumu.
Bu denizler, bu gökler ve bütün bir kainat,
Bu şarkılar, bu hisler ve bu kısacık hayat,
Şuurumda renklerin sırıtışıdır heyhat!
Ben bir neşe tanırım, bir de onun yolunu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder