1 Haziran 2019 Cumartesi

Bir başkan istiyorum ki olmasın….
Kentleri kurtarmak adına… gördüğüm lüzum üzerine yazılan siyasi içerikli yazıdır…beyaz sayfa açma fırsatı yakalayacak başkanlara öğütler içeriyor…

Merak etmeyin okuyunca zaten öyle bir başkan olamayacağını anlayacaksınız. Yerel yönetim başkanından bahsediyorum. Bildiğiniz Belediye Başkanı. Bağışlayın, büyük kent küçük kent fark etmez olamayacak olana ergi yapacağım. Dürüstlük, namusluluk, erdemlilik, ahlaklılık vb. genel, olmazsa olmazlara girmeden “gerçek olamayacak kadar gerçek” fantastik arzulama kabul edin yazacaklarımı. Gibi davranmak yerine kendisi olmayı, kalmayı seçmeyenleri kınayarak giriyorum konuya…Aslı dururken sekizinci karbon kopyasını kimsenin almayacağı bilmeyen…Taklitlerinden sakının genel kabulünden haberi olmayan kıt zekalı siyaset önderleri hedefimde… Yirmi beş yıldır ülkede baskın İslami kimliğiyle hükmünü sürdüren Recep Tayyip Erdoğan’a gidecek oyları devşireceğini sanarak, kendi laik tabanını elinin tersiyle iterek, Cumhurbaşkanı adayı olarak İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin beyin arkasına düşmek Atatürk’ün deyişiyle; Gaflet, delalet ve hatta hıyanetten başka bir şey değildir…Tekrarlanan aynı hataların  ilki sehven, ikincisi cehlen kabul edilir ama üçüncüsünün kasten olduğu su götürmez. Kendi ayağına sıkmak kabilinden ikinci fahiş hatada Tayyip Erdoğan’ın, iddia ettikleri hırsızlık ve yolsuzluklarından şikayet ederken, karşısına İstanbul Belediye Başkan adayı olarak  dünya alemin bu işin erbabı olduğunu söylediği Mustafa Sarıgül’ü çıkarmak oldu. “Başkası olma kendin ol” şarkı nakaratını hiç duymamış gibi, rakibinin konsolide, kemik oyunu almak için çıtayı 0’un seviyesine indirmek en  kibar deyimiyle akıl tutulmasıdır. Şimdi gene aynı kıt mantıkla, sahanın elinden almayı hedefledikleri İstanbul büyükşehir belediye Başkanlığı’na soyadını konjektüre uymak için “İmamoğlu”na değiştirmiş, hayatın hiçbir kesiminde ortanın solunda olmamış, durmamış, hissetmemiş, davranmamış birisini aday gösteriyorlar.


Yalnız CHP’mi? Ya sokakları “İstanbul Bizim İçin Bir Aşk Hikayesi”hafif meşrep panolarıyla dolduran AKP’ye ne demeli? Hani nasıl der 90’ların Seyyal Taner şarkısı? Kırk yıllık kani olur mu Yani. Gezi diliyle, entelektüel jargonla sol dünya görüş sahiplerini kandıracağınızı mı sanıyorsunuz? Mor ötesi, metroseksüel söylemler, sallan yuvarlan halinde ki oylarınızı genelde Bahçeli’ye kaydırmaktan başka bir işe yaramaz. Üstelik delikanlı adamı bozar bu yumuşama. Kuvvetler ayrılığına saygılı olacağını vurgulayan, herkesi kucaklayan üslup yeter. Kuzu postuna bürünmenin alemi yok…Yemezler…


Nisan 1 şakasına dönmemek için yeni seçilecek başkanlara derim ki..
EZBERİNİ BOZ…O güne kadar bildiklerinin hepsini unut, rol modellerinin hepsinin üzerini çiz. Hatta başka dilde düşünmeye çalış ki tüm algıların alt üst olsun. Sıfır tolerans ve eksi hafızayla koyul yeni işine. Par prensip bundan kelli, kanaat önderlerinin, parti liderlerinin seçim meydanlarında topluma söylediklerini harfiyen yap, yapageldiklerini katiyen yapma.

PARTİ OUT BAŞKAN İN….Ülke Başkanlık sistemiyle tek adam tarafından yönetildiği için bu sefer ki metropol yönetim başkanlığı da farklı, başkanı da çok fazla yetkili olacak. Giderek Newyork, Vali Belediye Başkanı karışımı “governer”ı gibi yetkilerle donanacaksınız. Beyaz ve tertemiz yeni sayfa açmak için yapacağınız “İlk ve vazgeçilmez iş” mazbata alındığı anda Parti baskısından sıyrılmak olmalı. Hem de Cumhurbaşkanı gibi “partiler üstüyüm..” filan hamaseti yapmadan direk partili telefonlarına çıkmadan, ziyaretleri kabul etmeden. Onların göndereceği listelere itibar etmeden kendi yakın çalışma çekirdek kadrosunu hemen kilit noktalara atamalısınız. Aklın yolu birdir…Bu sistemde parti pabucu damdadır.AKP’den geldiysen patronun Tayyip beyin lafına kulak asacak, değilsen nasıl kulak asmayacaksın onun yollarını bulacaksın. Baskın basanındır…Sakalı kesinlikle partili encümen üyelerine kaptırmadan mevcut çalışanların liyakatını çekirdek yeni ekibine ayıklatarak yola koyulmalısın. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına devir edilerek partili rantiyelerin iştahına sunulmuş İmar yetkilerini geri alarak kentlere özel planlı dönemler başlatmalısınız. Yalnız Kadir Topbaş misali had ve kapasite sınırlarını aşmadan, Metropoliten Planlama Büroları kurarak kentin baş mimarlığına soyunmadan, plan ve proje çalışmalarını erbabı meslek odalarının katılımı ve uluslararası yarışmalarla gerçekleştirecek yeni başkanları “tarih yazma” fırsatları bekliyor.Kolay gelsin…

Hiç yorum yok: