Her fani biraz mimardır
68 kuşağı ODTÜ Mimarlık öğrencileri olarak Cumhuriyet dönemi sivil mimari yapıtlarına örnek olarak gözümüzü Enis Kortan hocamızın “Tuzla’da bir ev”iyle açtık. İçimiz dışımız bu evle doldu..Tarih dersinde,temel tasarım stüdyolarında hatta statikte bile incik cıncık inceledik evi. Tüm hocadan muzdarip öğrenciler gibi üstümüze bu kadar fazla gelinince ve de Enis hocamız eklektik (araklama) Mimariye çok karşı olduğundan(!)bu evin özgün tasarımının öykündüğü Frank Lyod Wright yapılarını da bulduk.Daha sonra atölye şefliğini yaptığım yaşayan en büyük Türk Mimar ve Şehir planlamacısı Behruz Çinici’nin içinde okuduğumuz dönemin başeseri Mimarlık Fakültesi Binası’nın Japon Mimar Kenzo Tange yapılarına benzerliğini derslerinde ve kitaplarında sergileyen, hocalığı müthiş ama uygulaması pek zayıf Enis hocanın da tek uygulaması Tuzla’da “öykünmenin karşı konulamaz çekiciliğine” düşmüş olmasını yakalamış olmak da ayrı bir keyif veririrdi bize.
Gel zaman git zaman…Notu kıt,ne yapsak dünyadan yapılmış örneğini önümüze koyarak şevkimizi kıran,Enis hocamıza esas azizliği ”Doktorların hataları toprak altında Mimarların ki ise göz önüne kalır ve fakat birileri onu düzeltir” yazılmamış yasası gereği kullanıcı Gogen ailesi yaptı.67’de yapılmış bu villa hala duruyor ama ilk yapımıyla yakından uzaktan alakası yok. Kavisli salon tavanı ve kuzey cephesine cephe gösterişi uğruna yapılmış güneş kırıcılar(!) olmasa öğrenciliğimin kabusunu tanıyamıyacaktım. Gogen’ler yıllar içinde gıdım gıdım orasını burasını Petroçelli vari kurcalayarak evi kendi beğenilerine göre şekillendirmişler. ”Kaybolan İstanbulum” kitabıyla benzeri Mimari deformasyondan yakınan hocam kendi yaptığı evi kaybetmiş...”Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” durumu var anlayacağınız.Aslından ev son haliyle daha güzel de olmuş dersem hiç abartmış olmam ama baştan yapımda(!)müellif Mimarına danışma gereği duyulmamasının entellektüel etikle bağdaşmadığını söylemeden geçemem.Mesleğin ikonu olmuş ilk megaron’un (tek tarafı açık üzeri kapalı bilinen ilk insan barınağı) yapımından bu yana Mimarlık mesleği kullanıcı sultasını hoş görüyle karşılamak zorunda kalmıştır...Müşteri daima haklıdır.
Kalemi kuvvetli,Mimarlık eğitimine katkıları yadsınamayacak hocamın kitapları mesela “Mimarlık Antolijisi” Mimarlıkla ilgili herşeyin adresi YEM Yayınlarında çıkmıştır. Kendini Mimarlığa ait her bilgiyi yayma ve paylaşmaya adamış Doğan Hasol bu kez önlüksüz Mimarlara manuel hazırlayarak ellerini daha da kuvvetlendirmiş.
Yapı Endüstrisi Yayınları Mimarlık dilini “cep”e koyarak Mimarlar ve kendini Mimar hissedenler için “Mimarlık Cep Sözlüğü”nü çıkardı. Yaklaşık 3.000 maddeden oluşan sözlükte açıklamaları desteklemek amacıyla 438 adet siyah-beyaz çizim ve fotoğraf bulunan kitap tam anlamıyla her eve lazım türünden.
Artık İZM’ini de ceplerinde bulan, Barok’du Gotik’di paralamaya bayılan, alaylı Mimarları kimse tutamaz...
YEM Yayınları220 sayfa,448 adet siyah beyaz çizim ve fotoğraf, www.yemkitabevi.com
28 Kasım 2009 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder